Side Antik Kenti’nde 2 Bin Yıllık Kayıp Dil Yeniden Ortaya Çıkıyor

Side Antik Kenti'nde 2 Bin Yıllık Kayıp Dil Yeniden Ortaya Çıkıyor

Antalya’nın Manavgat ilçesindeki Side Antik Kenti’nde, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Geleceğe Miras Projesi” çerçevesinde devam eden kazılar, bu kadim liman şehrinin dillerini de gün yüzüne çıkarıyor. Kazı ekibinin başında yer alan Anadolu Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Feriştah Alanyalı, İtalyan dilbilimci Alfredo Rizza ve Avusturyalı araştırmacı Michaela Zinko ile birlikte Sidece üzerine kapsamlı bir araştırma yürütüyor. Son dönemlerde elde edilen yeni yazıtlar, Side alfabesindeki harf sayısını 31’e çıkarmış durumda. Ekip, alfabenin yapısı, kelime analizleri ve Sidece’nin Anadolu’nun diğer antik dilleriyle olan bağlantılarını araştırmaya devam ediyor.

YAZITLARDAKİ YENİ BULGULAR ÜMIT VERİYOR
Sidece’nin henüz tam anlamıyla çözülememiş olmasının nedenlerinden biri, eldeki yazıtların sayısının az olması ve çoğunun yalnızca 1-2 satırdan oluşmasıdır. Ancak son kazılarda bulunan 30 ila 40 satırlık çok dilli yazıtlar, araştırmacılara yeni bir umut sundu. Alanyalı, bu gelişmeyi değerlendirerek, “Araştırmacıların, Sidece olarak bilinen yazıtlarda yer alan ‘Siruawn’ ve ‘Siruawan’ kelimelerinin Side kentini ifade ettiğine dair ortak bir görüş oluşturmuş olmaları, kentin erken tarihi ve isminin kökeni üzerine tartışmalara yeni bir boyut kazandırıyor. Çalışmalarımız devam ediyor, ancak kentin adı muhtemelen ‘nar’ anlamına geliyor. Bu oldukça önemli bir tespit” diye belirtti.

KÜLTÜREL GÜCÜYLE DİLİ UNUTTURDU
Sidece, Anadolu’nun en eski halklarından Luvilere dayanan bir dildir. Likçe ve Karca ile aynı kökenden gelen bu dil, Side’nin Helenleşme sürecinden çok önce köklü bir kültürel kimliğe sahip olduğunu ortaya koyuyor. Alanyalı, antik kaynakların bu durumu açıkça yansıttığını ifade etti.

BÜYÜK İSKENDER’DEN SONRA 200 YIL DAHA VARLIĞINI KORUDU
Büyük İskender’in Anadolu’yu fethetmesinin ardından kentlerdeki halka Yunancaya geçme zorunluluğu getirilmiştir. Ancak Sideliler bu baskıya yüzyıllar boyunca direndi. Elde edilen yazıtlar, Sidece’nin milattan önce 3. yüzyıl sonu ile 2. yüzyıl başı arasında aktif bir şekilde kullanıldığını göstermektedir. Alanyalı, bu bulgunun önemini vurgularken, “İskender’den sonra bile Sideliler kendi dillerini 200 yıl boyunca korumuşlar. Bu kentler, büyük ve gelişmiş uygarlıklar olarak düşünülse de aslında kendine özgü yazıları ve kimlikleri olan, köklü bir geçmişe sahip kültürel varlıklardır” dedi.

DOĞU YLA KÜLTÜREL BAĞLARI GÖSTEREN MÜHÜRLER
Side’nin milattan önce 7. yüzyılda doğudaki şehirlerle yoğun kültürel ilişkiler içinde olduğunu gösteren iki mühür bulundu. Bunlardan biri, kazılarda ortaya çıkan Yeni Asur mührüdür; diğeri ise İtalyan işgali döneminde bölgedeki köylülerden alınan Yeni Babür mührüdür. Ayrıca, Serapis Tapınağı’nın varlığını kanıtlayan iki dilli bir yazıt da keşfedildi. Alanyalı, bu yazıtın Sidece’nin toplumdaki önemini ortaya koyan önemli bir kanıt olduğunu belirtti: “Tapınağın yapımında sponsorluklar olduğunu anlatan bu yazıtta, katkıda bulunanların isimleri ve bağış miktarları Sidece olarak yazılmış. Bu, Sidece’nin hâlâ öncelikli bir dil olduğunu gösteriyor. Side dili üzerine yapılan araştırmalar, kent hakkında çok daha fazla bilgi sağlayacak. Umarız daha fazla yazıt bulunur. Böylece daha önce 26 olan harf sayısı 31’e çıkarıldı.”

KENTİN SİMGESİ NAR, TARİHİ SİKKELERDE
Side’nin Helence karşılığı “nar” anlamına geliyor. Alanyalı, bu adlandırmanın Helenistik dönemde bölgede yoğun nar üretimine dayandığını ve bu geleneğin günümüzde de sürdüğünü vurguladı.

Author: Fatma Kurt