Yöre araştırması yapan akademisyenden dokumacılık koleksiyonu

Kayseri’de dokumacılık üzerine yöre araştırmaları yapan Öğretim Görevlisi Dr. Zahide Şahin, kentin ilçelerinden topladığı kirkit, kirman (ip eğirmede kullanılan alet), halı bıçağı, kırkım makası gibi dokuma ve büküm aletleriyle koleksiyon oluşturdu.

Kayseri Üniversitesi Mustafa Çıkrıkçıoğlu Meslek Yüksekokulu Geleneksel El Sanatları Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Şahin, alanı gereği, halılarıyla tanınan Yahyalı ve Bünyan ile Sarız, İncesu, Hacılar ve Develi ilçelerde yaptığı araştırmalar sırasında bir araya getirdiği aletleri yok olmaktan koruyor.

AA muhabiri Esma Küçükşahin’in haberine göre, Şahin, el emeği olan pek çoğu da artık bulunmayan aletleri “dokuma müzesi” çatısı altında yaşatmayı ya da kendi adına açacağı kültür evinde sergilemeyi planlıyor.

AA muhabirine konuşan Şahin, Kayseri’nin dokumalarıyla ilgilendiğini, kentin dokuma yönünden çok zengin olduğunu, ilçelerde farklı teknikte dokunmuş ürünlere rastlanabildiğini söyledi.

İnsanoğlu var olduğu günden itibaren dokumacılığın da var olduğunu belirten Şahin, “İnsanlar doğduğunda kundağa sarılılar, sarıldıkları kundak dokumadır. Çadırlar, kullandıkları kilimler, çuvallar, heybeler yani temel ihtiyaç duydukları malzemeler dokumadan yapılmıştır. Kıyafetleri dokumadır. Ölürken de insanlar kefene sarılır, bu da dokumadır.” dedi.

Kayseri denilince akla Yahyalı ve Bünyan halıları geldiğini vurgulayan Şahin, “Aynı zamanda Sarız ilçesi, çok iyi düz dokuma dediğimiz cicim, kilim, zili, sumak yöresidir. Kayseri’de hemen her yörede çarpana ve kolon dokumalara rastlarız. Mesela Hacılar yöresinin kumaş dokumaları çok önemli. Sultan Sazlığı’na yakın Sindelhöyük Mahallesi hasır dokumalarıyla ünlü.” diye konuştu.

Şahin, bu kadar dokuma zengini olan yörede “avadanlık” adı verilen dokumada kullanılan yardımcı malzemeler kirkit, halı bıçağı, makas ile iplik yapımında kullanılan kırkı makası, yün yıkanan tokuç, yün tarağı, kirman, çıkrık, tekçe gibi aletlerin eski olduğuna dikkati çekti.

ARAÇLARIN HEPSİ SANAT ESERİ NİTELİĞİNDE

Yörelere göre kullanılan avadanlıkların özelliklerinin değişebildiğini anlatan Şahin, “Avadanlık olmadan dokuma olmaz. Bünyan tarafında halı makası ayarlıdır, düğüm uçlarındaki mesafeyi belirler. Yahyalı yöresinin halı makaslarının ayarı yoktur ama kendisine göre açısı vardır. Araştırmalarımıza göre Yahyalı’da o kadar çok halı dokunmuş ki kirkit yapan ustalar var. Genellikle de armut ağacı kullanmışlardır, armut ağacı hem sağlamdır hem yontulmaya elverişlidir. Bunların hepsi sanat eseri aslında.” ifadelerini kullandı.

Sarız, Yahyalı, Develi, Bünyan, İncesu, Hacılar ilçelerinde yöre araştırmaları yaptığını belirten Şahin, şöyle devam etti:

“Kayseri’nin çok fazla gurbetçisi var. Gurbetçilerle konuştuğumuzda ‘Bu avadanlıkları yurt dışındaki komşularımız istedi, onlara hediye götüreceğiz’ dediklerine şahit oldum. Bu benim çok ilgimi çekti, bu bizim kültürümüz ve dokumacılığımızın temel malzemeleri. Hepsi ayrı ayrı işçilik, hepsinin gerçekten sanatsal boyutu var. Araçların üzerinde motifler, el işçiliği var, damgası var. Bu kültür yok olmamalı, yurt dışına gitmemeli. Antikacılar sürekli yöreleri dolaşıyor, malzemeleri topluyorlar ama kayıt yok, nereye götürüyorlar belli değil. Kimisini satın almaya çalıştım, bazılarını yöre halkı hediye etti, bazılarını da öğrencilerim getirdi. Çok sevdiğimi bildikleri için komşularım, halı esnafı arkadaşlarım getirip veriyor. Sanıyorum 300 parçayı geçti. 25 yıldır yörelerden toplayabildiklerim, satın alabildiklerim ya da yöre halkının hediye ettikleri ya da öğrencilerimin getirdikleriyle bu koleksiyon oluştu.”

‘DOKUMA MÜZESİ’NE HİBE ETMEYE HAZIR

Dokumacılık kültürünün yok olmaması gerektiğine dikkati çeken Şahin, insanların genelde dokunmaların yapıldığı malzemeyi göz ardı ettiğini, dokumacılığın azalmasıyla çoğu tezgahın ya yakıldığını ya da bahçelere duvar yapıldığını söyledi.

Bu avadanlıkları gelecek nesillere aktarmak istediğini ifade eden Şahin, “Toplayabildiklerimi zaman zaman sergiliyorum, yayınlarımda kullanıyorum. Kişisel sergilerimde mutlaka bunlara yer veriyorum. Mesela tasarım sergisi açsam bile bunları fon olarak kullanıyorum. Bu avadanlıkları görenler, ‘Hocam bizde de kirman var, anneannemden kalmış, babaannemden kalmış, ben de saklıyorum, hatırası var.’ diyor. İnsanların bu bilince ulaşması beni çok mutlu ediyor.” diye konuştu.

Kayseri’de dokuma müzesi bulunmamasına üzüldüğünü ifade eden Şahin, sözlerini, “Kayseri’ye bir dokuma müzesi yapılırsa ben bunları hibe etmeye hazırım. Dokuma müzesi olmazsa adıma kültür evi kurabilirim.” diye tamamladı.

(HABER MERKEZİ)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir